deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi

hayat denilen maratonda 23'ncü turun içindeyim

Çevrende seni mutlu eden, rahat ettiren insanlar oldukça yaşamak denilen o sürekli "ulen çok zor yav" dediğimiz maratonda koşmaya devam eder insan. Neden mi? çünkü yanında sana o maratonda eşlik eden, etmiyosa bile öyle görünüp seni yüreklendiren veya köşede nefesi tıkanmış ve ilerlemek isteyen ancak ilerleyemeyen ve bunu görüp kolundan tutup "hadi gel beraber koşalım" dediğin insanlar senin bir adım daha atmana sebeptir. Bazen arkana baktığında sen yorulunca kolundan tutup çekecek kişi ararsın ve bulamazsın, gitmiştir o insan... hatta sana herkesten daha da yakındır ya, işte o olmasa bile her zaman seni bir süre daha koşturacak insan olacaktır.

Unutma ki hayat bir maraton, unutma ki sürekli mızmızlanıp yakınacağız ve unutma ki hepimiz o final çizgisine gelip o bitiş şeridini göğüsleyeceğiz. Ha, ne zaman mı? İşte herkesin atacağı tur sayısı farklı ben daha 23ncü turun içerisindeyim bakalım kaç tur daha gideceğiz :)

Çarşamba

Hayatın közünü yenilemek...

Hayat bir nargile gibi değil midir ? Çekersin ve sonra salarsın geri dertleri de, mutluluğu da... eğer yakarsan umutlarını, hayallerini, kalıkalı verirsen ortada, o en iyi arkadaşlar tütünlüğü çıkarıp üflerler, sadece hafiflesin nargilen diye, çünkü ellerinden gelen o dur... Azim de nedir biliyor musunuz? Hani nargilen yanar da sen temizlemeye çalışırsın, işte azim de böyle bir şey... ya bırakırsın tamamen hayatını yarım bir nargile gibi, ya da arkadaşlarının üflediği o acı küllerin dinlenip, o yanmış tadın geçmesini hafiflemesini bekleyip tekrar köz ekersin nargileye...

Cuma

Aklım nerde?

ben de bilmiyorum ki nerde?..
kaybettim, belki kaçtı gitti başımdan...
Sıkılmıştır o küçük kutuya tıkıp,
hep aynı şeyler için çalıştırdığım için onu,
bırakıp gitti belki de beni
ümitlerimle, hayallerimle birlikte...

Cumartesi

Kadehe aşık olan adam...

Doldurdum yine bir kadeh
Hem hüzün hem keder var içinde
Dikip bakınca gözlerimi kadehe
Onun yüzünü görüyorum sürekli
Ve içiyorum, o yüzü görebilmek için
Her kadehte biraz daha netleşiyor
Biraz daha belli ediyor kendini
ve takip ediyor fondipler birbirini
Kadehi tutarken ona dokunuyorum sanki
Gözleri gözlerimde, yine;
Kulağıma fısıldıyor "Seni seviyorum"
Tekrar dikiyorum kadehi
Netleşiyor yüzü, berraklaşıyor sesi
Ve tekrar dolduruyorum, onu tekrar görebilmek için...
Sevgi sözcükleri kaplıyor benliğimi
Unutuyorum dünyayı tutuyorum elini
Mutluyum onunla çünkü seviyor beni...
Sonra birden elimi bırakıyor
Yüzüme bakarken soluyor sevgi sözcükleri
İçimi kaplayan korku sürekli büyüyor
Ve "Seni sevemedim ben" derken,
Doluyor gözlerim, lanet ediyorum dünyaya...
Ben ağlarken o gidiyor arkasına bile bakmadan
Ve anlıyorum ki bir gece daha bitirmişim tüm içkimi
Gerçekler acı bir tokat gibi çarparken yüzüme
Ağlıyorum boş kadehe bakıp
Ve dudaklarımdan dökülen sadece iki kelime oluyor:
"Seni Seviyorum"

Hayat, paylaştıkça artan tat...

Hepimiz önce karanlık bir mekanda başlarız hayatımıza. Islak dar ve rahatsız edici. Tam alıştım derken birisi çekiverir sizi bu sıcacık mekandan. Parlak ışık gözlerinizi kamaştırır, bakamazsınız bile etrafa. Gözleriniz dağlayan bu ateş bir süre sonra kaybeder yakıcılığını ve görmeye başlarsınız etrafınızı. Devasa kişiler vardır, birisi sürekli sizi bir şeyden korur gibi kolları arasında saklamaktadır. Acıkınca, sizi yasladığı yumuşak duvardaki bir delikten hafif tatlımsı bir şey içmenizi sağlayıp karnınızı doyurur.

Zaman geçtikçe bu kişilere yakınlık duyarsınız. Boyları gittikçe küçülmeye başlar ilk güne göre. Daha sonra size "anne, baba" gibi komik kelimeler söylerler. bir oyundur bu ve siz de oyunu oynamaya çalışırsınız. Yapabildiğiniz zaman da çığlıklar atıp daha fazla tekrarlarlar bu kelimeleri.

Biraz daha küçülünce bu kişilerin isminin anne ve baba olduğunu, size de bir aile dendiğini anlarsınız. artık onlar gibi bir şeyler söyleyebiliyor hatta onlar olmadan gezinebiliyorsunuz.

Oyuncaklarınıza o kadar alışırsınız ki bir gün onlardan ayrılacağınız aklınızın ucuna bile gelmez. sizi "okul" denilen biyere gönderirler. Burada anlayamadığınız şeyler anlatılır önce. sonra onların siizin dilinizde konuşmaya başladığını farkedersiniz. gittikçe küçülmektedir insanlar, yavaş yavaş sizinle aynı boya gelmektedirler...

Şimdi size genç diyorlar. Lise derken Üniverstie dönemlerindesiniz. Burada pek çok sınavın ödülünü alacağınızı düşünürsünüz. Etrafınızda yeni insanlar vardır onlarla tanışmak ve eğlenmek istersiniz.

Zamanla genişler çevreniz. Yeni insanlar tanıyorsunuz, hatta bazıları size daha da samimi geliyor. karşı cinsten biri belki bir ara size çok tatlı bir acı hissettiriyor. Aşık oluyorsunuz.

Mutlu oluyorum derken birden her şey bitiyor. çökmekteyken "arkadaş" olarak tanımladığınız insanlar size destek olmaya başlıyor. acınızı hafifletmek, göz yaşınızı silmek için yanınızdalar. onlar da sizin duygularınızı paylaşıyorlar.

yaşadığınız acı ve üzüntülerin yanında sevinç ve başarılar arkasından tecrübeyi getiriyor. Artık bakış açınızı kontrol edebiliyorsunuz. İnsanlara nasıl davranmanız gerektiğini de. Hak edeni yüceltiyorsonuz, Hak edeni yeriyorsunuz. Kimine değer verseniz de ders alması için sivri dilinizi kullanıyor, kimine de saf iyiliği için aynı şekilde karşılık veriyorsunuz. Büyüyorsunuz...

Artık öyle doluyor ki kafanız insanlarla bildiklerinizi paylaşmak, sıkıntısı olanlara yardım etmek ihtiyacı hissediyorsunuz. Çeşitli vesilelerle tanıştığınız insanlara içinizden geldiğince iyi davranıyor dertlerini aşmaya çalışıyorsunuz. artık aranmaya başlıyorsunuz...

yeri geliyor yardımcı olmak istediğiniz iyi niyetle yaklaştığınız insanlar sizi farklı anlıyor ve olayları başka noktalara çekiyor. üzülüyorsunuz ama bağınızı da kopartıyorsunuz artık...

Artık diğer insanlar sizin boyunuza geldiler. size yetişkin diyorlar...
.............

Sevgi

Sevgi için safı makbuldür derler,
Hani sek alacaksın sevgiyi, katıksız olarak,
Bir dublesini fondip edeceksin, çarpacak,
sonra sana aşık diyecekler,
sallanacaksın bir sağa bir sola,
Sevgiyi asla sek içme o yüzden,
Biraz sulandır özlem ve mutlulukla,
yoksa ne şişende sevgin kalır,
Ne de elinde hayat...

Yine hayat, yine yaşamak

HAYATA DAİR

Amaçsızlık diz boyu
Hayat seni nere sürüklerse
Gidiyorsun o tarafa
Ama bir durup düşündün mü
Hayat mı sürükleyen seni?

E.ÜNSAL

______________________________

GÖKYÜZÜ

Hava biraz limoni bugün
Sinirinden ağlıyor sanki
Kapımı dövüyor gözyaşları
İç çekişleri üşütüyor biraz
Derin solukları uçuruyor çatıları
Onun kederine ortak oluyorum ben de
Elimde bir şişe bira
Önümde kağıt kalem...

E:ÜNSAL

Söyler misin?

Ömrümü önünde harcamak
Sonuna kadar yanında olmak
Eksik olan parçamı tamamlamak,
Gözlerimi ileriye açmak,
Yalnızlıktan saklanmak,
Aşka yakalanmak,
Elinden tutmak,
Saçlarını okşamak,
Gözlerine bakarken bir aşk şiiri okumak
Gün batımına karşı, başını omzuma yaslarken sevgi sözleri mırıldanmak,
Seni sevmek,
Uğrunda ölmek,
Senin için o tümsekli yollarda yerlere düşmek,
Yara bere içinde kalsam da vazgeçmemek,
Kalbimin son atışını, ciğerlerimin son nefesini yanında vermek,
Gözlerimi kapatınca göz göze gelmek,
Ellerimle beslemek,
Ellerinle okşanmak,
Nefesimi yüzümde, kalbini kalbimde, sesini bünyemde hissetmek,

Kısacası sana aşık olmak istesem
Bana cevabın ne olurdu?

Fikir

Tecrübelilerin şöyle bir lafı vardır
bitiyorsa çabalama, boşunadır
Durup düşündüm de
Aslında ben onlarla aynı fikirde değilim,
Çünkü,
Seninle birlikte hiçbir an boşuna değil...