hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe

Karanlık Günce

Gün neşeli başlamadı belki... koşup hastane kapılarında bir yandan ananemi bi yandan kuzenimi acile yetiştirmek hastanede ziyaret etmek bir yorgunluk ve üzüntü hali zaten yaşattı...
Bunların yanında bir de geçmişten gelenler var ki evlere şenlik. kısacası yine zor ve yorucu bir gündü. ama tutunacak, motive olacak bir dalım vardı. Hayatın kendisiyle muhataptım ben. Her zamanki gibi karamsarlıktan aydınlığa çıkarmasını bekliyordum hayatın. özellikle bu zor günde. hayata bir şey belli etmemelisin o seni mutlu gördükçe mutlu olur mutsuz gördükçe üzülür çünkü. ancak hayat cevap vermiyordu bana... uyuyakalmıştır, dünya işleri sonuçta gecesi gündüzüne karışmıştır. ancak hava karardı yine ses yok hayattan. gün bitti...
Hayat kendisine bir not iliştirmişti... Yine kendi hatalarım, kendi sorumsuzluğumun eseriydi belki ancak hayatın veridği mesaj kesindi... Parmaklarının arasından gidecekti...

Hayata dört elle sarılmak nedir bilir misiniz? tüm motivasyonunuzun hayat olduğunu, çünkü sizi en iyi tanıyan her şeyinizi bilenin hayat olduğunu söz konusu edersek... Sonuç gayet açık, hayatın gidişi size ne ifade eder?
Kanım çekiliyor sanki... Tansiyonum düşer gibi... Başım ağrıyor, hava kan gibi ağır sanki boğuyor soluk aldıkça... ellerim ağırlaşıyor...
kaldıramıyorum kendimi...
Gidip yüzümü yıkamalıyım... Umarım ayakta kalabilirim...
Ensemdeki sıcak nefesini hissediyorum o karanlığın... beni köşeye sıkıştırdı ve üzerime çökmeyi bekliyor...

Direneceğim ve hayata karşı asla bilerek sorumsuzluk yapmadığımı göstereceğim... o karanlık ensemde hissettirse de kendini yakalayamayacak... Umarım...

Haber alınamadığı takdirde arayanım soran da olmazsa karanlık galip gelmiş demektir... Arayıp da ulaşamayan olursa bir insanın üzerine karanalığın düştüğü yerlerde bulacaklardır normal olarak... Tekrar ve zorla o karanlığın insanın üzerindne çabalarla çekilmeye çalışıldığı yerlerde...

Şimdi gidiyorum, karanlık ensemde... onunla mücadele edicem hayatımı benden almaması için... gerekirse hayat için kendimi feda edeceğim... ama hayatı alamayacak...


Yorgunluk üstüme çökmeye başladı... ellerimin titremesi artıyor... kalp atışlarım hızlandı... şu anda çift görüyor gözlerim...

Şimdilik hoşçakal günlük... Ve beni arayanlara şunu söyle: "hayatı için karanlıkla mücadele ediyor." ve şunu da bil uzun süre ulaşılamazsam...

Neyse...

Pazartesi

hayat denilen maratonda 23'ncü turun içindeyim

Çevrende seni mutlu eden, rahat ettiren insanlar oldukça yaşamak denilen o sürekli "ulen çok zor yav" dediğimiz maratonda koşmaya devam eder insan. Neden mi? çünkü yanında sana o maratonda eşlik eden, etmiyosa bile öyle görünüp seni yüreklendiren veya köşede nefesi tıkanmış ve ilerlemek isteyen ancak ilerleyemeyen ve bunu görüp kolundan tutup "hadi gel beraber koşalım" dediğin insanlar senin bir adım daha atmana sebeptir. Bazen arkana baktığında sen yorulunca kolundan tutup çekecek kişi ararsın ve bulamazsın, gitmiştir o insan... hatta sana herkesten daha da yakındır ya, işte o olmasa bile her zaman seni bir süre daha koşturacak insan olacaktır.

Unutma ki hayat bir maraton, unutma ki sürekli mızmızlanıp yakınacağız ve unutma ki hepimiz o final çizgisine gelip o bitiş şeridini göğüsleyeceğiz. Ha, ne zaman mı? İşte herkesin atacağı tur sayısı farklı ben daha 23ncü turun içerisindeyim bakalım kaç tur daha gideceğiz :)

Çarşamba

Hayatın közünü yenilemek...

Hayat bir nargile gibi değil midir ? Çekersin ve sonra salarsın geri dertleri de, mutluluğu da... eğer yakarsan umutlarını, hayallerini, kalıkalı verirsen ortada, o en iyi arkadaşlar tütünlüğü çıkarıp üflerler, sadece hafiflesin nargilen diye, çünkü ellerinden gelen o dur... Azim de nedir biliyor musunuz? Hani nargilen yanar da sen temizlemeye çalışırsın, işte azim de böyle bir şey... ya bırakırsın tamamen hayatını yarım bir nargile gibi, ya da arkadaşlarının üflediği o acı küllerin dinlenip, o yanmış tadın geçmesini hafiflemesini bekleyip tekrar köz ekersin nargileye...

Cumartesi

Hayat, paylaştıkça artan tat...

Hepimiz önce karanlık bir mekanda başlarız hayatımıza. Islak dar ve rahatsız edici. Tam alıştım derken birisi çekiverir sizi bu sıcacık mekandan. Parlak ışık gözlerinizi kamaştırır, bakamazsınız bile etrafa. Gözleriniz dağlayan bu ateş bir süre sonra kaybeder yakıcılığını ve görmeye başlarsınız etrafınızı. Devasa kişiler vardır, birisi sürekli sizi bir şeyden korur gibi kolları arasında saklamaktadır. Acıkınca, sizi yasladığı yumuşak duvardaki bir delikten hafif tatlımsı bir şey içmenizi sağlayıp karnınızı doyurur.

Zaman geçtikçe bu kişilere yakınlık duyarsınız. Boyları gittikçe küçülmeye başlar ilk güne göre. Daha sonra size "anne, baba" gibi komik kelimeler söylerler. bir oyundur bu ve siz de oyunu oynamaya çalışırsınız. Yapabildiğiniz zaman da çığlıklar atıp daha fazla tekrarlarlar bu kelimeleri.

Biraz daha küçülünce bu kişilerin isminin anne ve baba olduğunu, size de bir aile dendiğini anlarsınız. artık onlar gibi bir şeyler söyleyebiliyor hatta onlar olmadan gezinebiliyorsunuz.

Oyuncaklarınıza o kadar alışırsınız ki bir gün onlardan ayrılacağınız aklınızın ucuna bile gelmez. sizi "okul" denilen biyere gönderirler. Burada anlayamadığınız şeyler anlatılır önce. sonra onların siizin dilinizde konuşmaya başladığını farkedersiniz. gittikçe küçülmektedir insanlar, yavaş yavaş sizinle aynı boya gelmektedirler...

Şimdi size genç diyorlar. Lise derken Üniverstie dönemlerindesiniz. Burada pek çok sınavın ödülünü alacağınızı düşünürsünüz. Etrafınızda yeni insanlar vardır onlarla tanışmak ve eğlenmek istersiniz.

Zamanla genişler çevreniz. Yeni insanlar tanıyorsunuz, hatta bazıları size daha da samimi geliyor. karşı cinsten biri belki bir ara size çok tatlı bir acı hissettiriyor. Aşık oluyorsunuz.

Mutlu oluyorum derken birden her şey bitiyor. çökmekteyken "arkadaş" olarak tanımladığınız insanlar size destek olmaya başlıyor. acınızı hafifletmek, göz yaşınızı silmek için yanınızdalar. onlar da sizin duygularınızı paylaşıyorlar.

yaşadığınız acı ve üzüntülerin yanında sevinç ve başarılar arkasından tecrübeyi getiriyor. Artık bakış açınızı kontrol edebiliyorsunuz. İnsanlara nasıl davranmanız gerektiğini de. Hak edeni yüceltiyorsonuz, Hak edeni yeriyorsunuz. Kimine değer verseniz de ders alması için sivri dilinizi kullanıyor, kimine de saf iyiliği için aynı şekilde karşılık veriyorsunuz. Büyüyorsunuz...

Artık öyle doluyor ki kafanız insanlarla bildiklerinizi paylaşmak, sıkıntısı olanlara yardım etmek ihtiyacı hissediyorsunuz. Çeşitli vesilelerle tanıştığınız insanlara içinizden geldiğince iyi davranıyor dertlerini aşmaya çalışıyorsunuz. artık aranmaya başlıyorsunuz...

yeri geliyor yardımcı olmak istediğiniz iyi niyetle yaklaştığınız insanlar sizi farklı anlıyor ve olayları başka noktalara çekiyor. üzülüyorsunuz ama bağınızı da kopartıyorsunuz artık...

Artık diğer insanlar sizin boyunuza geldiler. size yetişkin diyorlar...
.............

His

Ömür törpüsüdür severek yaşamak
Her konuda taviz verirsin
Özveride bulunursun sevmek için
Küçük oyunlar oynarsın bazen kızıştırmak için
Çabalarsın daha iyiye gitmeye
Ancak aldığın tepki bir kucak bile olmaz
Düşünürsün nerede hata yaptım diye
Sonra anlarsın, "gerçekten çok sevdim"
Amacın bir şey kazanmak değildir
Sadece sevmektir amacın
İçini ısıtmasına izin vermektir sevginin
Bir pırıltıdır belki gözlerde
Bir sevgi sözcüğüdür dökülen
belkide sıcacık bir öpücük
tek karşılığı sevginin kıymetinin bilinmesidir sevmenin
İçini ne kadar gıdıklasa da bu duygu
Onun içini gıdıklayan başka duyguların gerisinde kalır hep
Her zaman daha azıyla yetinirsin bu yüzden
Sadece onu mutlu etmek istersin
Sevgini göstermek, yüzünde kıvılcımlanan
O nakış gibi tebessümü görmek istersin
Hep seni bulur sıkıcı anlar
Ama sen direnirsin bunlara, dayanağın vardır
Sonra durur ve dersin ki;
"Ben sadece seviyorum"

Yine hayat, yine yaşamak

HAYATA DAİR

Amaçsızlık diz boyu
Hayat seni nere sürüklerse
Gidiyorsun o tarafa
Ama bir durup düşündün mü
Hayat mı sürükleyen seni?

E.ÜNSAL

______________________________

GÖKYÜZÜ

Hava biraz limoni bugün
Sinirinden ağlıyor sanki
Kapımı dövüyor gözyaşları
İç çekişleri üşütüyor biraz
Derin solukları uçuruyor çatıları
Onun kederine ortak oluyorum ben de
Elimde bir şişe bira
Önümde kağıt kalem...

E:ÜNSAL